Deniz ve ailesinin simitlere olan tutkusu, küçük bir soruyla bambaşka bir serüvene dönüşüyor: “Neden başka şekillerde de simit yapmıyoruz ki?”. Babasının fırınında yalnızca çember şeklinde pişen simitler; üçgen, kare, yıldız, kalp, roket ve birbirinden sevimli hayvan şekilleriyle yeniden hayat buluyor. Rakam formundaki simitlerle özel günlerin vazgeçilmezi olan bu küçük dükkân, zamanla "Simit Denizi" adında kocaman ve neşeli bir kafeye dönüşüyor. Çikolatalıdan hamsiliye kadar uzanan yenilikçi tatlarıyla dünyanın dört bir yanından gelen misafirleri ağırlayan fırın, birbirinden eğlenceli dünya ödüllerinin de sahibi oluyor. Kitabın sonundaki etkinlik sayfalarıyla okurları kendi simitlerini tasarlamaya davet eden, yaratıcılık, girişimcilik ve üretme sevgisi üzerine sıcacık bir hikâye.