Hepimiz hız çağında yaşıyoruz. Dahası çocuklar bu hız çağının içine doğuyor. Böyle bir ortamda onların sabır göstermesi, detayları fark etmesi, sanata değer vermesi çok daha zorlaşıyor. Nil Şahlıoğlu tam da bu önemli noktaya parmak basmak için kollarını sıvadı. Bu hikâye çocuklara yavaşlamanın, dikkatle bakmanın ve üretirken emek vermenin değerini sürükleyici bir dille anlatıyor. Bir çiniyi dikkatle onarıyorlar, arkeolojik bir bulguyu yavaşça topraktan ayırıyorlar ve meşhur Türk kırmızını üretmek için malzemeleri özenle karıştırıyorlar. İşin sonunda bir sanat eserine bakıp onu okumaktan zevk alan çocuklar karşımıza çıkıyor. Osman Hamdi Bey ve Kaplumbağa Terbiyecisi gibi değerli kültürel miraslarımızı didaktik bir bilgi yığını olarak değil, hikâyenin sürükleyici bir parçası olarak sunması da kitabı öne çıkarıyor.